REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
deneme bonususekabetbahis sitelerideneme bonusu veren siteler

Çerkezköy Havadis

Alı “al” moru “mor” olanlara

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Alı “al” moru “mor” olanlara
Deniz Ünsal
Deniz Ünsal( bilgi@cerkezkoyhavadis.com )
320
06 Ağustos 2020 - 12:00
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Yüzeyselliğin hayatımızın tam merkezine yerleştiği bir dönemde; çoğumuz artık samimiyetin önemini kavradık. Hani bir kahve içmeye gideyim de yanımda kim olursa olsun demiyoruz artık. Yanımda beni anlayan, benim için sevinen ya da üzülen biri olsun da kahve içmesek de olur, diyoruz. Hayatımıza aldığımız insanlar seyrekleşirken; bizi yıllardır tanıyan ve alıştığımız insanları arar olduk hep. Yenisini istemeden, eskisine daha da bağlandık. Yıllar geçtikçe, yaprak yaprak döküldü insanlar hayatımızdan. Kalanlar da bize dönüp “Sen ısrarı sevmezsin ki ona sinirlenmişsindir.” ya da “Bu da aynı bizim Şermin gibi konuşuyormuş.” diyebilecek insanlar artık.

Küçükken oyun parkına ya da denize gidip; o anda orada tanıştığımız çocuklarla oynarken nasıl da bir anda arkadaş oluveriyorduk, hatırınızdadır. Tatildeysek bir de ertesi gün tekrar o plaja gidip oyun oynamak üzere sözleşiyor, kova- kürek neyimiz varsa paylaşıyorduk. Hemen isimlerini ezberliyor, hiç de unutmuyorduk. Kimsenin isim hafızası kötü değildi o zaman. Kim bilir hayatımızda ilk kez ne zaman tanıştık, isim hafızası kötü olanlarla ve kim bilir onların nasıl kötüleşti isim hafızaları? Bir süreçti bu galiba, bugün olan ama yarın olmayan insanlarla tanıştıkça kaydetmemeye başladık isimlerini. Tekrar tekrar ismini sorduğumuzda cevap versin istedik, gitmesin istedik. Gidecekse de sokaktan geçen insanlar gibi cismi olsun ama ismi olmasın istedik.

Ben buna sadece; çocukların oyun arkadaşı edinmek için arkadaş olduğu ve o yüzden arkadaşlık ilişkisinin boyutuyla ilgilenmediği şeklinde yaklaşamıyorum. Biraz çocukluğuna inen her insan da bunun nedenini anlayabilir sanırım. Büyüdükçe önemsizleşen sorunlarınız olmadı mı çocukken?  Büyükler küçümsediğinde sinirlendiğimiz ve sadece arkadaşlarımızla paylaşabildiğimiz? Daha yakın olduğumuz ya da pek sevmediğimiz arkadaşlarımız? Sadece oyun arkadaşı arasaydık, herkes bizim için aynı olmaz mıydı?

İnsan kaç yaşında olursa olsun sosyal bir varlıktır ve ikili ilişkiler kurmayı zamanla öğrenir. Ama çocukken daha samimidir. O yüzden kurduğu ilişkiler de daha samimidir. Belki patavatsızdır ve hatta bazen biraz acımasızdır. Ne düşünüyorsa rol yapmadan söyler. Şimdiki gibi idare etmeye, yüzeysel de olsa ortamda bir yer edinmeye çalışmaz. En yakın arkadaşını böylesi bir samimiyetle seçer çocuk. Zaman geçtikçe, ya hayat şartları onu koparır götürür ya da yıllar sonra bile çocukluğunu hatırlayacak bir dost edinir.

Bir de tabii yıllar geçtikçe hayatımıza hâkim olan “Hayat Görüşü” diye bir tabir vardır. Hayat görüşleri uymadığı için görüşmeyi bırakan insanlar, hayat görüşleri uymadığı için ayrılan sevgililer falan kesinlikle duymuşsunuzdur çevrenizde. Böyle bir şey var mıdır gerçekten? Yani o arkadaşlığı ya da o ilişkiyi bitiren gerçekten hayat görüşü müdür? Ya da şöyle sorayım; çocukluk arkadaşınızla hayat görüşünüz çok farklı olsa; onunla görüşmeyi bırakır mısınız?

Çocukken hayatımızda böyle bir kavram olmadığından arkadaş seçimimizi de etkilemez ama büyüdükçe sabırsızlaşan ve tahammülsüzleşen insan; karşısındaki insanı bazı kalıplara oturtmak ister. Onun “hayat görüşü “olarak nitelendirdiği şey; aslında o insanın kendisine uyumlu olmasıdır çünkü artık yeterince insan tanımıştır ve yeni birine alışmaya, onu olduğu gibi kabul etmeye tahammül edecek sabrı kalmamıştır. Bir ilişkiye zaman harcamaktansa; kendisine uygun bir insanla hazıra konmayı tercih edecek yaşa erişmiştir. Ancak aynı insanın çocukluk arkadaşıyla tanıştığınızda; çoğu zaman ikisinin birbirleriyle ne kadar da uyumsuz olduklarını düşünürsünüz. Buna rağmen yine de çok yakınlardır çünkü o ilişki samimiyet, kabullenme, yargılamama ve hoşgörü üzerine kurulmuştur.

Kartlarımızı yeniden çocukken olduğu gibi açık oynayabilsek, karşımızdaki insanı bizimle uyumlu mu diye değerlendirmek yerine ona sabır ve hoşgörü ile yaklaşabilsek, kişisel hırslarımızı bir kenara bıraksak; belki de yetişkinken temeli sağlam arkadaşlıklar kurmak bu kadar zor olmazdı. Ve belki de tek tip düşünen, aynı aktiviteleri yapan ve hayata aynı yerden bakan insanlardan oluşan arkadaş çevremiz yerine; bize farklı düşündürebilen ve hayatımıza renk katan bir arkadaş çevremiz olurdu. Büyüdükçe alışkanlıkları bu kadar benimsemek ve güvenli bölgemizin dışına çıkmamak, biraz da duygusal ve zihinsel tembelliğe itiyor galiba hepimizi. Belki de üzerine bir kafa yormak lazım.

Bugün yazımı 4 Ağustos’un doğum günü olması sebebiyle; en sevdiğim şair Turgut Uyar’ın dizeleriyle noktalamak istiyorum:

“Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.”

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
KÖŞE YAZARLARI
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.