Merhaba kıymetli okur,

Yine bu köşeden yazdığım bir fıkra için, Perşembe sabahı mahkemeye çıktım. Fıkrayı hatırlayanınız vardır, ‘Müdür fıkrası’. Hatırlayamadıysanız google’a yazın, oradan bakın. Zira ben aynı fıkrayı buradan bir daha yazarsam tekrar mahkemede bulabilirim kendimi.

Önemli olan fıkra değil aslında, fıkra içerisinde geçen, aslında hepimizde mevcut olan bir organ, göt, popo, ya da makat. Artık ne derseniz.

Evet kıymetli okur, fıkra içerisinde geçen göt kelimesi yüzünden yargılanıyorum. Yahu bu göt kelimesi neden bu kadar rahatsız edici oluyor, gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum? Kendisi neredeyse vücudumuzun en önemli organı, adeta sindirimin son halkası. Bir düşünsenize götünüzün olmadığını? Ya da bahse konu organımızın arızalı olduğunu. Yaşamakta güçlük çekmez misiniz? Sırf bu organında rahatsızlık çeken ve bu durumu düzeltmek için hastane hastane, doktor doktor dolaşan milyonlarca insan var. Bence birilerinin içi fena halde fesat değerli okur.

Gelelim bu kıymetli organımız yüzünden beni şikayet eden müdüre. Beraber çıktık hakim karşısına. Müdürü hatırlarsınız, bir dönem öğrencileri için kullandığı kelimelerden ötürü gerek yerel, gerek ulusal basında haber olmuş, hatta TBMM gündeminde bile kendisine yer bulmuştu.

Dedim ya, beraber çıktık hakim karşısına. Memleket öyle bir hale gelmiş ki, adam hakimin karşısında savunma yaparken rahatsız olduğu göt kelimesinden ziyade, beni ve haberi yapan diğer gazeteleri, hatta konuyu TBMM gündemine taşıyan Milletvekillerini, ‘Bizi istemeyen kesimler, bazı kesimlerin gazeteleri, bazı siyasi partiler’ diye itham etmeye kalkıyor.

Mahkemede cevabını verdim ama yine buradan sormak istiyorum; Sen kimsin? Seni istemeyen kesimler kim? Bu beni neden ilgilendirsin? Altı üstü bir okul müdürüsün, neden kendini siyasi parti temsilcisi gibi lanse ediyorsun? Sen işini yapmakla mükellefsin, yani ‘Eğitim’den sorumlusun. Eğer işini düzgün yaparsan kimse sana karşı olmaz zaten, aksine takdir edilirsin. Ancak sen okuldaki çocuklara ‘Yavşak yavşak gülmeyin, kırıtmayın sonunuz Özgecan gibi olur’ dersen, seni istemezler tabi. Veliler de istemez, öğrenciler de, ben de! Hatta birazcık vicdanı olan her insan seni istemez.

Olayı siyasete bağlayarak medet ummaya çalışma müdür, sen siyasetçi değilsin, eğitimcisin. Siyaseten orada olduğunu zaten herkes biliyor da, en azından bunu her platformda dile getirme, eğitimci sansınlar!

Gelelim şu hakaret olduğunu iddia ettiğin organa. Sende de mevcut bu organdan, bende de. Eğer çok ayıp olduğunu düşünüyorsan, evden çıkarken yanına almazsın, olur biter.