REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Çerkezköy Havadis

En Sevdiğim Mevsim: Kış

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
En Sevdiğim Mevsim: Kış
Deniz Ünsal
Deniz Ünsal( bilgi@cerkezkoyhavadis.com )
431
01 Nisan 2020 - 18:19
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Bundan yıllar öncesinde sıcak bir bahar günü, ben henüz ilkokul birinci sınıftayken babam almıştı beni okuldan. Evimiz okula yakın sayılırdı. Annem ya da babam sabahları beni yürüyerek okula bırakıp, dersler bitince de yine yürüyerek okuldan alırdı. Genellikle akşamları annem gelirdi, o yüzden babam her geldiğinde biraz şaşırırdım. İkisi de hemen okulda neler yaptığımı sorarlardı. Ben de heyecanla anlatırdım, zaten konuşmayı pek seven bir çocuktum. Hatta onlar için kafamın içinde bir küçük not defteri tutar, o güne ilişkin her bir ayrıntıyı not etmeye çalışırdım. Çocuk aklımla onlara bir şeyi anlatmayı unutursam üzüleceklerini düşünürdüm.

O gün de her zamanki gibi küçük not defterimi heyecanla sözlere döktükten sonra, babam da anlattıklarımla ilgilendiğini göstermek için birkaç şey söyledi. Çantamı o taşıdığından ben marul görmüş bir tavşan gibi zıplayarak ilerleyebiliyordum ve bu durum beni çok mutlu ediyordu. Babamın arkamdan bana yetişmeye çalıştığını hissedebiliyor ama yavaşlamayı hiç istemiyordum. Ancak o, kendi isteğimle yavaşlamamı sadece ilgimi çeken bir konuşma konusu açabilirse sağlayabileceğini bilecek kadar iyi tanıyordu beni. Birkaç başarısız denemeden sonra havanın ısındığından bahsetmeye başladı. Kıştan kurtulduğuna seviniyordu. “Bahar geldiyse yaz da gelir yakında. Okulun kapanır, tatile çıkarız.” dedi. İşte şimdi vurucu atışını yapmış, benden bir tepki bekliyordu.

Ona doğru bir hışımla döndüm ama bir an duraksadım. Onun böyle baharı ve yazı övüp onların gelişine sevinirken aynı anda kışı kötülemesi ağrıma gitmişti. Sonra aklımdan geçenleri bir çırpıda sıraladım: “Baba! Geçen yaz tatildeyken de havanın sıcaklığından şikayet edip, kışı özlediğini söylemiyor muydun? İnsanlar neden böyle? Yaz gelince kışın gelmesini, kış gelince yazın gelmesini istiyorlar. Halbuki ikisine de sahibiz zaten.”

Babam dikkatimi çekebilecek doğru bir hamle yapmıştı ama hiç beklemediği bir cevapla karşılaştığından, o da şaşırmıştı. Söylediğini hatırladığım şeyleri, belki o hatırlamıyordu bile. Düşünceli bir şekilde: “Haklısın kızım. İnsanlar o anda ne varsa onu istemez, ne yoksa onu ister.”

Evet öyleydi, bunu ben de farketmiştim zaten ama nedenini anlayamıyordum. Sorumu duymuş gibi ben sormadan cevap verdi: “Nedenini anlamak zor ama halihazırda elimizde olanı kaybetmeyeceğimizi düşündüğümüz için rahatımızı kaçıran ufak detayları da yok etmeye çalışıyoruz. En azından kafalarımızın içinde. Ya da o anı mükemmelleştirecek başka şeyler de istiyoruz. Belki böyle daha mutlu olacağımızı düşünüyoruzdur. Hani mesela şimdi sana çikolatalı dondurma alsam daha da mutlu olursun ya onun gibi bir şey.”

Gerçekten çikolatalı dondurma beni mutlu ederdi. Ama babamın beni okuldan alması, çantamı taşıması, onun sayesinde zıplayarak yürüyebilmem, üzerimize vuran bahar güneşi de beni mutlu ediyordu zaten. Daha fazlasına gerek yoktu. Ben yetişkinler gibi yapmayacaktım. Yazı yazın, kışı kışın sevecektim. Belki yazın serinlemeye, kışın da ısınmaya çalışacaktım ama bunu şikayet ederek ve bir diğerine özlem duyarak yapmayacaktım. Ve yine de, galiba kışı biraz daha fazla sevecektim hep.

Babama baktım. O da meraklı gözlerle bana bakıyordu: “Çikolatalı dondurma istemiyorum. Şu anda zaten mutluyum. Hem onu yazın yemeliyim, yoksa hasta olabilirim.” dedim. Babam kabullenmiş görünüyordu. “Peki Deniz. O zaman sana çikolata alalım.” dedi gülümseyerek. Çikolataya hayır dememe gerek yoktu herhalde. Kafamı salladım ve zıplayarak yürümeye devam ettim.

O gün orada aldığım bu kararı hiç unutmadım. Zaman zaman uygulayamadım, zaman zaman çok zor da olsa uygulamaya çalıştım ama hiçbir zaman unutmadım. Ve şu günlerde, kendimle kalmaya daha çok fırsatım olduğundan herhalde, aşağı yukarı tüm ayrıntılarıyla gün yüzüne çıkan anılarımdan biri de bu oluverdi. Biraz düşündüm üzerine. Sıcaktan şikayet ettiğim günleri, kalabalıktan şikayet ettiğim günleri, yeni aldığım gömleğimi lekelediğim günleri, geç kalıp beklettiğim ya da erken gidip beklediğim günleri, yanlış otobüse bindiğim günleri, düşüp bacağımı morarttığım günleri, evde kalmak isterken dışarı çıkmak zorunda olduğum günleri… Karantinadayken bunların hiçbiri mevzubahis değil. Kalabalıktan şikayet edemem, giymediğim gömleğimi lekeleyemem, kimseyi bekleyemem ya da bekletemem, otobüse binemem… Belki bacağımı morartabilirim o kadar.

Sıradanlıklar içinde karşıma çıkan her şeyi tüm olumsuzluklarıyla özledim. Bir günümü heyecanlandıran her şeyi özledim.  Ama zaten geçecek bir zamanın güzelliklerine odaklanmayı hatırladım. Çikolatalı dondurma olmadan da mutlu olabileceğimi, kışın sevilmemesi çok ağrıma gittiğinden onu en sevdiğim mevsim yaptığımı ve yazı yazın kışı kışın seveceğime dair kendime verdiğim sözü hatırladım. Öyleyse bahar gelene kadar, kışı sevmeye devam edeceğim ben.

Biliyorum ki çok yakında kışı seven başka bir çocuğun heyecanlı sesinden bahara uyanacağız. Ve o çocuk bize belli belirsiz Melih Cevdet Anday’ın dizelerini mırıldanacak:

“Burda kalsın hepsi

Bomboş kalsın hepsi

Bomboş kalsın evler okullar

Hapishaneler, hastaneler…

Öğretmenim, sevgili öğretmenim

Sırtımıza alırız hastaları

Kim bilir ne özlemişlerdir kırları…

Ya mahpuslar.

Ne sevinirler kimbilir

Sarılıp sarılıp öperler adamı.”

 

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
KÖŞE YAZARLARI
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.