REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
deneme bonususekabetbahis sitelerideneme bonusu veren siteler

porno izlesex izle

Çerkezköy Havadis

Evvel Zaman İçinde

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Evvel Zaman İçinde
Deniz Ünsal
Deniz Ünsal( bilgi@cerkezkoyhavadis.com )
1.150
23 Ekim 2020 - 11:56
REKLAM ALANI

(300x250px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Nihayet eve gelip kendini çok sevdiği kanepesinin üzerine bıraktığında; aklında tek bir şey vardı: Bugün kötü bir gündü. Bunu düşüncelerinin değil de duygularının ona söylediklerinden anlamıştı. Anlaşılamayacak bir şey de yoktu aslında, düpedüz kötü hissediyordu. Çoğu insanın yapacağı gibi geçen günü ardında bırakıp, güzel bir yemek yiyip, günün geri kalanını değerlendirmek yerine; hislerinin üzerine gitmeyi seçti. Çünkü yarın da bu şekilde hissetmek istemiyordu.

Gün boyunca mecburen ya da ihtiyari bir şekilde pek çok insanla konuşması gerekiyordu. Bazen işin bazen özel hayatın bir gereği olarak, kimi zaman da tesadüfen insanlarla iletişim halindeydi. Bu iletişim veya iletişimsizlik de onun duygu dünyasını en çok etkileyen şeydi. İnsanlar düşünmeden konuşuyor, bir şeyi kibarca söylemek yerine bağırıyor veya karşı tarafı anlamak yerine anlamamak için uğraşıyorlardı. Kafasında dur durak bilmeyen sesler farklı farklı konuşuyordu ama hiçbirini anlayamıyordu artık. Tek istediği hepsinin susması olmuştu. Anlaşılmak istemeyeni anlamaya çalışmakla yıllarca uğraşmıştı ama artık uğraşmayacaktı.

O sesler yüzünden kimseye güvenemez olmuştu. Önceden birine bir şey sorduğunda aldığı cevaba inanırken, şimdi kılı kırk yarıyor ve her şeyden şüpheye düşüyordu. Her mesleği icra eden insanın iyisi de kötüsü de vardı mesela. Ama o kim iyi, kim kötü, bilemiyordu. Yakın çevresinde şahit olduğu olaylardan sonra, bazı doktorların sadece kotasını doldurmak için hastaya gereksiz testler yaptırdığından haberdardı. En az iki doktora danışmadan hareket etmemesi gerektiğini biliyordu ama iki yeterli olur muydu, onu bilemiyordu. Ya da uzayan davasının gerçekten Türkiye’nin mevcut adalet sistemindeki açıklar yüzünden mi yoksa avukatının uzatmak istemesinden dolayı mı uzadığını bilemiyordu. Onu sormak için de iki ayrı avukat mı bulmalıydı?

Bir mağazaya girdiğinde, görevlilerin ürünü satabilmek için türlü türlü yanıltmalarını da unutmamak gerekirdi. Her çeşit mağazada oluyordu bu, fakat o en çok teknolojik malzeme alırken sorun yaşıyordu. Şaşırtıcı da değildi bu durum çünkü teknolojiden pek anlamazdı. Telefonunu götürdüğü tamircide telefonun içine hangi malzemeyi taktıklarını ya da parçalarından herhangi birinin eksilip eksilmediğini de anlayamıyordu. Teknik servise götürdüğünde de; bir ödemesi gereken işleme beş ödediği için kandırılmış hissediyordu kendini.

Pastaneye gittiğinde en taze pastayı soruyor ama eve geldiğinde aldığı pastanın hiç de taze olmadığını fark ediyordu. Kuyumcuda altın bilezik bozdururken acaba ederinden az mı para alıyordu? Her şey dahil tatile ya da tura gittiği yerlerde, gökten zembille inmiş gibi karşısına dikilen masraflara inanamıyordu çoğu zaman.

İnsanlarla iletişim kurmayı severdi bir zamanlar. Ama o zaman olaylar böyle ilerlemiyordu sanki, en azından bu kadar da değildi. Hakkını aramaktan hiç vazgeçmezdi de artık çok yorulmuştu. Çevresinde olan biten her şeyden şüphe duymaktan, en doğru bilgiye ulaşmak için saatlerce kontrol etmeye çalışıp yine de ulaştığı sonuca güvenememekten, insanlarla konuşmaktan çok yorulmuştu. Şu hayat, her şeyin uzmanı olabilmek için fazla kısaydı. Ancak bu toplumda yaşayabilmek için her şeyin uzmanı olması gerekiyordu.

O zaman diğerlerine ihtiyacı var mıydı peki? Hem her şeyin uzmanı olup hem de onların söylediklerinin içinden yalanı doğruyu ayırt edebilmek ve onlara “Sizin karşınızda salak yok.” diyemeden durabilmek çok zordu. Çünkü insanlar, karşısındakileri yanlış yönlendirirken bir kez bile düşünmezlerdi ama o, karşısında yalan söylediğinden emin olduğu bir insan dururken bile kendini sorgulardı. Öyle ki; bilmediği bir konuda, işin uzmanı olarak karşısında duran birisine laf etmek hoş bir davranış olmazdı ona göre.

Onu yoran bu düzen, başkalarını da yoruyordu ama artık herkes alışmıştı sanki. Belki de başkaları da kendi uzmanlık alanlarında aynısını yaparak bir çeşit denge kurmuşlardı. Kendileri kandırılırken, onlar da kandırıyorlardı. Bu da kendilerince adaleti sağlamaktı. Ama o,böyle düşünebilmekten çok uzaktaydı.

Toplum kavramını düşündü. Toplum kavramının oluşumundan önce, insanlar her işlerini kendi başlarına ya da aileleriyle beraber hallediyorlardı. Zamanla toplum kavramı oluşunca ve tabii gelişen teknolojilerle de beraber her şeyden anlamak imkansızlaştı. İşte böylece, toplumda zorunlu bir iş birliği/ bölümü kurulmuş oldu. Herkes tek bir şeyden çok iyi anlayacak ve diğerlerine o konuda yardımcı olacaktı.

Şimdilerdeyse bu sistemde bir sorun vardı. Merak ediyordu da; acaba bu dönemde, bilhassa büyük şehirlerde toplum kurulmadan önceki sisteme geçilse ya da toplum yardımlaşmasından faydalanmasını en aza indirgense daha mı iyi olurdu? Ya da işverenlerin ve işletmecilerinin kendilerinden başlayarak, çalışanlarına da yansıtacağı bir toplum farkındalığı politikası işe yarar mıydı? Herkesin birbirine ihtiyacı olduğunu anlamak ve anlatmak bu kadar mı zordu?

Yavaşça önündeki sehpaya uzandı. Yoğunluktan yüzüne bakamadığı kitabını tam üç hafta sonra tekrardan eline aldı. Kaldığı yeri bile hatırlamıyordu ama biraz okumaya ihtiyacı vardı. Rastgele bir sayfa açtı ve kafasındaki sesleri susturmak istercesine yüksek sesle okudu. Sesi zaman zaman bağırıyor gibiydi ama bunu fark edemeyecek kadar da öfkeliydi:

“Evvel  Zaman İçinde

Her ağacın arkasından karşıma siz çıktınız
Öylesine çoktunuz ki bunaldım yalnızlıktan
Rüzgârınız esiyordu dağ taş deli gibi
Savruldu kulelere dayadığım merdiven

Her köşebaşından karşıma siz çıktınız
Öylesine yoktunuz ki ağladım deliye döndüm
Kanınızla incelen taşlar yüzüyordu
Eski denizleri andıran bulutlarda

Sayısız gitmiştiniz ne yazık
Evvel zaman içinde gibiydiniz
Uzandım yerden usulca aldım gökyüzünü
Siz atmıştınız

Oktay Rıfat “

 

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
KÖŞE YAZARLARI
PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.