Merhaba kıymetli okur, geçen gün AKP adayı Süleyman Kozuva’nın danışmanları tarafından gazetelere gönderilen haber konusunda bir yazı kaleme almıştım. İlgili yazımda, gönderilen haberde eksiklikler olduğunu ve iddiaların yeterli sayıda fotoğrafla desteklenmediğini, işin içine biraz da mizah katarak anlatmaya çalışmıştım. Yazı ile ilgili tarafıma dönüş oldu, gerekli konuşmaları yaptık ve konuyu kapattık diye düşünmüştüm ki kelimeden çok noktalama işareti kullanan arkadaş, dili döndüğünce, kalemi yettiğince bana gönderme yapmış. Medeni cesaretinden ötürü kendisini kutluyor, tarafıma yaptığı bol noktalama işaretli göndermesini sizlerle paylaşıyor ve demokrasinin olmazsa olmazlarından sadece bir tanesi olan cevap hakkımı kullanıyorum.

‘’Son olarak…
Yıllardır, Belediye’den gelen ‘Dikta’ları kullanırlar!
Tık yok!
Ama…
Kozuva’nın danışmanları, işlerini yapar!
O’nu kammazlarlar!
Yazık ki ne yazık!’’

Arkadaşım, altı üstü yirmi kelime kullandığın şu bölümde gereksiz yere bir sürü noktalama işareti kullanmış, bunlar yetmezmiş gibi bir de yazım yanlışı yapmışsın. Çok merak ediyorum, ünlem işareti ile alıp veremediğin nedir? Kime bu isyanın? Facebook’ta ergen atarı yapar gibi yazı yazıyorsun, bir de yazdığın yazılarda kendini övüyorsun. Her şeyden önemlisi, yazdıklarını unutuyorsun! Al sana ünlem işareti. Evet, unutuyorsun. Zira geçmişe yönelik yazdıklarını okudum da, çok değil, birkaç ay önce Süleyman Kozuva için yazdıkların pek yenilir yutulur cinsten değil. ‘Hayır, ben unutmadım onları’ diyorsan eğer, düpedüz döneksin sen! Al bir ünlem daha.
Bu arada ‘kammazlamak’ değildir o, ‘gammazlamaktır’. Elinin altında internet var, faydalan biraz. İnternet demişken, Kozuva’ya salladığın yazıları giderken silmek de nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça. Hani son yazında da yine bol noktalama işaretiyle yazmışsın ya; ‘Hatırlatayım… Yaratıklar ikiye ayrılır! Omurgalı ve omurgasız!’ diye, biraz omurgalı ol. Yakışıyor mu sana yazdıklarını silmek? Yani senin gazeteciliğin, reklam alana kadar mı? Neyse, senin kaç kuruşluk gazeteci olduğunu, kovulduğun gazetedeki Fırat Yakut güzel bir yazıyla anlatmıştı kamuoyuna. Üstüne yazmak Fırat’a haksızlık olur.
Yazının başlığında da söylediğim gibi, bu yazının çok azını sana, kalan kısmını da senin ipini elinde tutanlara yazıyorum. Şimdi sen, yazının seninle ilgili kısmını okuduysan çekil kenara. Zira yazının bundan sonraki kısmı seni değil, senin ipini tutanları ilgilendiriyor. Biliyorum, tutamayacaksın kendini ve devam edeceksin okumaya ama sana bir ipucu vereyim, zaten bundan sonra yazacaklarım benim değil, senin geçmişte yazdıkların. Okudukça yüzünün kızarmasını umut ediyorum, sonra aniden bir gülme geliyor, vazgeçiyorum.
Gelelim bu kara komik kutunun ipini elinde tutanlara. Benden size tavsiye, bu arkadaşın ipini gevşek bırakmayın, sıkıca tutun. ‘Hayır, bizim bu arkadaşın desteğine çok ihtiyacımız var’ diyorsanız eğer, ben de bu koyu Kozuva destekçisi kara kutunuzun daha önce sizin için yazdıklarından yazı dizisi yapayım. Benim de çorbada tuzum olsun. Ne demişler, bir elin nesi var, iki elin sesi var.
Kara Komik Kutu yazı dizisi 1
Kozuva ve ÇTSO (Çerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası)!!!
Malum…
Benim gediklilerim!
ÇTSO seçimlerinden beri aramız pek iyidir…
Sürekli bana malzeme verirler!
Bu konu da pek mahirdirler…
Ama ben bu kez yazmayacağım…
Asıl mevzu başka…
Sabırlı olun!
Gerçi…
500 bin TL’lik arabaya kim biniyor hala bir ses yok!
Amma ve lakin!
O gitmez!
Hani, adı Belediye Başkanlığı için dolaştırılıyor ya…
Ey ahali…
Buradan ilan ediyorum!
Süleyman Bey’in Belediye Başkan Aday Adayı olması…
Ya da…
Belediye Başkan Adayı gösterilmesi…
Ölüden öpücük beklemeye benzer!
Böylece, belediye ile adı geçen isimlerinden birini elemiş olduk!
Nokta.
İşte bu yüzden…
Boşuna gaza gelmeyin!
Bir bildiğim var ki…
Örnek bile verdim…
Daha ne yapayım!
Araya şunu da sıkıştırayım!
ÇTSO’nun, şu 170 bin lirayı bulan iftarı da pek kafamı meşkul ediyor!
Sanmayın atladım!
Neyse…

Kaynak; Bu kadar noktalama işaretinden sonra anlamışsınızdır artık.