25.1 C
Çerkezköy
27 Eylül Pazartesi, 2021
spot_img

Yeni Trend Kombucha Çayı

Covid ile birlikte hayatımızda birçok yeni bilgi, birçok değişik ürün tanışmış olduk. Ancak bugün sizlere aslında yüzyıllardır kullanılan ancak bilinirliği neredeyse çok az olan Kombuçayı hakkında bilgilendirme yapacağım. Halk arasında kombucha çayı olarak da bilinmekte. Kombuçay, geçmişi çok uzun yıllar öncesine dayanan, oldukça eski probiyotik bir içecektir. Anlatılan pek çok hikâye mevcut olmakla birlikte, en yaygın ve bilineni Dr. Kombu’nun hikayesidir. Tarihi kayıtlar incelendiğinde, ilk olarak M.S 414 yılında Çin İmparatorluğunda, Tsin Han zamanında karşımıza çıkmaktadır. Hikayeye göre imparatorun tedavi edilemeyen hastalığını, Koreli bir doktor olan Dr.Kombu’nun hazırladığı bir içecek ile tedavi etmesi sonrasında, Doktor Kombu’nun çayı olarak (Kombuçay) anılmaya başlayıp popülerliği ve bilinirliği artmıştır. Kombuçay ile ilgili elbette değişik hikayeler de anlatılmaktadır. Sonuç olarak baktığımızda hikayesi nasıl olursa olsun, tarihte uzun bir yol kat etmiş insanlığın en eski içeceklerinden biridir. Kombu çayının önce Çin, Japonya, Kore Rusya ve Uzakdoğu ülkelerinde kullanıldığı, sonrasında ise ticari yollar ve 2. Dünya Savaşı etkisiyle, eski Sovyetler Birliği diye anılan bölgelerde, Avrupa’da ve Amerika’da yayılıp kullanıldığı bilinmektedir. Hatta Japon savaşçıların enerji vermesi için savaş süresince cephede yanlarında, mataralarında bu içeceği taşıdığına dair kayıtlara da rastlanmıştır. Uzakdoğu’da ve Kafkaslarda gündelik yaşam içerisinde kullanılan bu içecek elbette kısa sürede bilim dünyasının da dikkatini çekmeyi başarmıştır. Nasıl mı? İkinci Dünya Savaşı sonrasında artış gösteren kanser vakalarını araştırmak için Sovyet bilim adamlarının da bulunduğu bir ekip Ural Dağlarındaki, Kama Nehri üzerinde yer alan Perm Bölgesinde iki bölgede araştırmalar yapmışlar. Kargasok ve bu bölgeleri elbette tesadüfen belirlenmemiş. Bu bölgenin seçilmesindeki en önemli sebep, bölgede ve civarında kanser vakalarına rastlanmamış olmasıdır. Özellikle yoğun sanayi atığı içeren, kimyasal kalıntıların, kurşun, cıva, amyant maddeleri gibi insan sağlığı için zararlı olabilecek seviyelere ulaştığı bazı bölgelerde, toplumun sağlıklı ve dinç olması, yaşlarından çok daha genç görünümlü olmaları, araştırmacıların gözünden kaçmamış. Yaşam koşulları ayrıntılı olarak incelendiğinde ise ekonomik, kültürel, sosyal farklılıkları olmasına rağmen hepsinin ortak bir noktasının “Tea Kvass” ve “kargasok tea” ismiyle bahsedilen mantar çayı olduğu anlaşılmıştır. Kullanıldığı bölgelerde her derde dava olarak görülen bu geleneksel içecek günümüzde halen popülerliğini korumaktadır. Peki bu popüler ve her derde deva gibi görünen bu içecek nedir? Kombuçay fermantasyon yöntemi ile hazırlanan bir içecektir. Fermantasyon yani mayalanma işlemi aslında bizlere hiç de yabancı bir yöntem değildir. Yoğurt, kefir, turşu, sirke, tarhana, peynir gibi evlerimizde kullanmaya alışık olduğumuz pek çok gıda aynı geleneksel yöntemle üretilmektedir. Toplumsal ve coğrafi farklılıklarımız olsa bile atalarımız sağlıklı yaşamın sırrını, yüzyıllar öncesinden çözmüşler diyebiliriz. Bu çay nasıl elde ediliyor? SCOBY ismi verilen jölemsi bir madde ile çayın, az miktarda şekerle belirli koşullar sağlanarak fermantasyon işlemine tabi tutulması sonucunda, içimi keyifli, hafif asitli, probiyotik denilen faydalı bakteriler içeren bir içecek oluşur. İşte bu şifalı içecek Kombuçaydır. Fermantasyon işlemi probiyotik dediğimiz faydalı bakterilerin oluşması için gerekli bir işlemdir. Nasıl ki evde yoğurt yapabilmek için öncesinde hazırlıklarımız yapıp uygun koşulları sağlıyorsak ya da sirke yapabilmek için belirli hazırlıkları büyük özenle yapıp, bekleme sürecine giriyorsak, Kombuçayın da bir hazırlık ve bekleme süreci vardır. Kısaca faydalarını sıralamak gerekirse; Kilo vermeyi destekliyor, toksin atımını sağlıyor, sindirimi destekliyor, kan şekerini dengeliyor, kanser riskini azaltıyor, metabolizmayı düzenliyor, bağışıklığı güçlendiriyor, kan basıncını dengeliyor, kolesterolü dengeliyor ve en güzeli de enerjiyi arttırıyor. Daha say say bitmez bu içeceğin faydaları. Beslenme uzmanı olarak ben danışanlarıma sabah aç karnına 250 ml. kadar içmelerini tavsiye ediyorum. 30 dk öncesi ve sonrasında hiçbir şey tüketilmemeli ki probiyotikler istediğimiz sindirim kanallarına güzelce gidebilsin. İşin en ilginç yanını en sona saklamak istedim. Bu içecek neredeyse bir MR cihazı. Nerede bir sorun varsa orada bir etkileşim başlatıyor ve o bölgede bir problem olduğunu anlamanızı sağlıyor. Diyelim ki boğazınız ağrıyor. İçtiğiniz anda boğazınızda bir yanma hissetmeniz hiç de uzak bir ihtimal değil. Ya da diş etlerinizde bir problem var. Hemen o bölgede bir etkileşim hissediyorsunuz. Sözü çok uzatmadan bir gün muhakkak bu şifa dolu içeceğin tadına bakmanızı tavsiye eder hepinize sağlıklı, güzel ve mutlu bir hafta dilerim.

Benzer Haberler

En Son Haberler

En Çok Okunanlar